Canı Kim Cananı İçin Sevse…
-Fuzûlî-
Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever(1)
Her kimin âlemde miktârıncadır tab‘ında meyl
Men leb-i cânânımı Hızr âb-ı hayvânın sever
Bâşa dem düşdükce taksîr eylemez akar meded(2)
Ol sebebden muttasıl çeşmim ciger kânın sever
Müşk-i Çin âvâre düşmüşdür vatandan ben gibi(3)
Kangı şûhun bilmezem zülf-i perîşânın sever
Su ki sergerdân gezer bâşında vardır bir hevâ(4)
Gâliba bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever
Âkıbet rüsvâ olub mey-tek düşer il ağzına
Kim ki bir sermest sâkî lal-i handânın sever
Nolacakdır terk-i ışk etme Fuzûlî vehm idüb
Ğâyeti derler ola bir bende sultânın sever
Günümüz Türkçesiyle Anlamı:
Kim canını, cananı/sevgilisi için severse cananını sever. Kim de kendi canı için cananı severse canını sever. Herkesin kendine göredir bu âlemde tabiatındaki meyil. Ben cananımın dudağını (onda fâni olmayı), Hızır ise ab-ı hayatı (ebediyeti) sever. O an (hakiki sevgiliyle olduğu o anlar) hatrına düştükçe/başa kan (kanlı yaş) geldikçe kusur etmez akar (gözyaşlarım) devamlı, yardım istercesine. O sebepten devamlı gözüm ciğer kanı (kanlı gözyaşı) sever. Çin miski, benim gibi vatanından (ruhlar âleminden) ayrı düşmüştür. Bilmem ki hangi işveli güzelin perişan zülfünü sever (hangi kara saçtan ayrı düştüğü için ah vah eder). Su ki başında bir heva vardır, başı sersem, şaşkın şaşkın gezer. Galiba bir gül yanaklının salına salına yürüyen selvi boyunu sever. Kim ki bir sarhoş sakinin (şarap dağıtanın) gülen (açılmış gül gibi olan) dudağını severse nihayet rezil olup şarap gibi el âlemin/gayrının ağzına düşer. Fuzulî vehme, yersiz korkuya kapılıp aşkı terk etme. Ne olacak ki bu işin nihayetinde, olsa olsa bir kul/köle, sultanını/efendisini seviyor derler.
Şiir Notları:
“Fâilâtün/ fâilâtün/ fâilâtün/ fâilün”
(1) Yani canı, canan için (hakiki sevgili) için sevmeli.
(2) Veya: “müdâm” son kelime. Ayrıca tevriye yapılarak bu mısradaki dem kelimesi, kan ve an anlamında kullanılmış gibi.
(3) Veya: “âvâre olmuşdur”.
(4) Veya: “ki hevâ”.