Hilâl – Ay
-Mehmed Fuad Köprülü-
Hoca bir gün Akşehir’den
Gitmişti “Sivrihisar”a.
Güzel bir Şâbân sonuydu(1)
Gök yüzünde beyaz, kar
Bulutlar sürünüyorken:
Hoca bir gürültü duydu!
Hemen fırladı kahveden,
Uzun çubuğu tüterken.
Hep damlara halk birikmiş,
Bakarlardı gök yüzüne
Herkes gözlerini dikmiş…
Hoca şaştı “ay” sözüne.
– Ne olmuş bu adamlara,
Ay! ay! diye bağırırlar.
Hasta mı, çılgın mıdırlar?
Hepsi de çıkmış damlara!
Hoca buna şaştı kaldı;
Döndü, bir dükkâna daldı.
Baktı: İhtiyar bir hacı
Yemen kahvesi döverdi,
Kalmamış başında saçı…
Hoca girip selâm verdi,
Dedi: – Yahu, ne bu kavga,
Neye halk bütün damlarda?
Artık kararmıştı sular,
Müezzinler ezan okurdu.
İhtiyar kahveci, durdu,
Dedi: – Gel meydana kadar!
Yürüdüler hacı, hoca,
– Bak! dedi ihtiyar koca.
Hoca baktı: Tâ uzakta
Yükselmişti pembe hilâl,
Orda, eski bir bucakta
Susuverdi hasta kaval.
Hacı dedi: – Damdakiler
Bu yeni hilâli bekler!
Hoca güldü için için,
Dedi: – Ne tuhaf bu Hisar!
İnsanlar dama konar
Bir dilim ay görmek için..
Bizim ay tam tekerlekken
Kimse bakmaz pencereden!